Akupunktur ve Ağrı

Ağrı nahoş bir duygu olmakla birlikte bedenin de yardım çağrısı olarak nitelendirilmektedir. Ağrının var olması, bedende bir sorunun varlığına işaret etmektedir. Bu temel ilke doğrultusunda ağrının nedenleri bulunarak etkili tedavisi sağlanmaktadır.

Ağrı kesiciler, kısa dönemde hasta lehine olumlu etkide bulunuyor gibi görülse de, mide iç yüzeyinde sıyrıklar oluşturabilmektedir. Bu sıyrıklar uzun süreli kullanımda, ülser gelişimine yol açabilmektedir. Bu nedenle, her ağrı kesici ve antienflamatuvar (NSAI) kullanımında hekimler çoğunlukla ilaca ek bir de mide koruyucu ilaç reçeteye eklenmektedir.

Akupunktur ağrı üzerinde nasıl etki yaratır?

Akupunktur, sadece ağrıyı dindirmekle kalmayarak, aynı zamanda dokuların kendilerini yenileme-iyileştirme- gücünü de uyarmaktadır. İnflamasyonda “makrofaj” diye tanımlanan bağışıklık sistemi hücrelerinin aşırı “sitokin” salgılamasına engel olarak dokuları korumaktadır.

Sadece “sitokin” düzeyinde değil, genler üzerinde de akupunkturun etkileri gösterilmektedir. Sadece hücrelerimiz zarar gördüğünde bozulan protein ve enzimleri onaran “heat shock proteins” denilen ısı şok proteinleri genlerinin, akupunktur uyarısı ile aktive olduğu kanıtlanmıştır.

Bu etkilerine ek olarak, ağrılı bölgedeki damarları genişleten “nitrik oksid” salınımın uyaran akupunktur ile hem doku kanlanması artmakta hem de doku harabiyeti azalmaktadır. Yapılan klinik çalışmalar, osteoartrit dahil birçok diz probleminde akupunkturun tedavideki etkinliğini göstermiştir.

Ayrıca birçok sporcu yaralanması ve sakatlanmalarında da etkin bir şekilde akupunkturdan faydalanılmaktadır.

İşte tüm bu etkileriyle bel, boyun, diz ve omuz ağrıları başta olmak üzere akupunktur, birçok ağrıda etkili bir tamamlayıcı-entegratif-tıp yaklaşımı olarak gösterilmektedir.

Etiketler : , ,

Bahçeci Blog

Akupunktur ve Nöral Tedavi ile ilgili yazılar

Tüm Akupunktur ve Nöral Tedavi Yazıları »

Yandex.Metrica