Dengeli ve Doğru Beslenme

Hekimlik, objesi insan olan tek sanattır. “İnsanları hastalıklardan koruma” sanatıdır. Bunun ilk adımı ise, “primum non nocere” yani “ ilkönce zarar verme” olmalıdır. Bu açıdan iyi bir hekim, insanı bir bütün (holistik) olarak değerlendiren, hastalıklardan koruyan ve kendisini nasıl koruyacağını da öğreten hekimdir.

Bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de “Şişmanlık=Obezite” en önemli sağlık sorunudur. Bu da öncelikle “karaciğer ve pankreas yağlanması”na yol açmaktadır. Tip-2 diyabet, hipertansiyon, erken adet görme, polikistik over sendromu, polikistik meme hastalığı, kalp damar hastalıkları, kalp krizi, felç, birçok kanser hastalıkları, Alzheimer, erken bunama, fibromyalji, bel ağrıları ve kronik artritler “dejeneratif” dediğimiz bu hastalıkların tipik örnekleridir. Ayrıca, “otoimmün” dediğimiz bağışıklık sisteminin kendi doku ve hücrelerine yönelik “saldırgan antikorları” sebebiyle oluşan “Hashimoto tiroiditi” gibi hastalıklar ve “immünsüpresyon=bağışıklık cevabının baskılanması” da bu grupta sayılabilir.

Son yıllarda ‘nanoteknoloji’ nin gelişimiyle, moleküler düzeyde, tek bir hücrenin incelenmesi ile hastalıkların nedeni, gidişatı ve tedaviye cevabı incelenebilmektedir. Nano-tıp sayesinde artık biraz önce belirttiğimiz hastalıkların “genetik olmadığı”, yani “dengeli ve doğru beslenme ve yaşam biçimi değişiklikleri” ile özellikle “karaciğer ve pankreas yağlanması”nın önlendiği ve bu sayede “dejeneratif” dediğimiz bu hastalıklardan korunabildiğimizi biliyoruz.

Biraz sonra vereceğimiz bilgilerin, klasik bir diyet programı olmadığını belirtmek isterim. Bununla birlikte, damak tadımıza uygun ve ekonomik besinlerle, yani “düşük glisemik endeksli karbonhidratlar, sıfır glisemik endeksli protein ve yağlarla” beslenerek “hiperinsülinemik hastalıklar” denilen “dejeneratif” hastalıklardan korunmak ve “sağlıklı bir kadın ve anne” olmak artık sizin elinizde.

Günümüzde, neredeyse tüm diyet uzmanları artık yağları, eti yasaklıyor; hatta balık yenilmemesini öneriyorlar. Süt, yoğurt ve peynirin yağsızı tavsiye edilirken, tereyağı yasaklanıyor. Halbuki yağlar, beslenmemizde çok önemlidir. Sadece yüksek enerji kaynağı değil, birçok hormonun yapısına girerken hücre zarında da kritik bir yere sahiptir. Erkeklik hormonu testosteron ve kadınlık hormonu östrojen, D vitamini, safra asitleri, “KOLESTEROL” olmadan sentezlenemez. Özellikle “A,D,E,K” vitaminleri, besinlerde yağ olmadığında bağırsaklarımızdan emilemez. Hatta yağların diyetimizden çıkarılması, çocuklarda büyüme ve gelişmeyi olumsuz etkilemektedir.

Kırmızı etlerdeki “DİOXİN” oranın yüksek olması sebebiyle, “kırmızı et yenilmesini yasaklayan” diyet yaklaşımları oluşmakla beraber biz haftada en az 1 kez “ÖZGÜR DOLAŞAN HAYVANLARI” KIRMIZI ETİNİN, SÜT ÜRÜNLERİ VE YUMURTALARININ YENİLMESİNİ ÖNERİYORUZ. Çünkü, bu çalışmalara konu olan Amerika’da ağırlıklı olarak “domuz eti” ve “kesilme metodları farklı dana etleri” , nitrit ve nitratlar içeren katkı maddeleriyle beraber bu zararlı etkiyi gösterebiliyorken ülkemizde durum çok daha faklıdır. Biz,  “ÖZGÜR DOLAŞAN HAYVANLARIN” KIRMIZI ETİ ile birlikte “mevsiminde taze sebze-meyve” yenilmesini önermekteyiz.

Ayrıca, ülkemizde son yıllarda B12 vitamini yetersizliği yaygın görülmekte ve “HİÇBİR BİTKİSEL BESİN B12 İÇERMEMEKTEDİR”. Ayrıca, vejeteryan beslenmede en önemli diğer bir eksiklik de, ESANSİYEL AMİNO ASİDLERİN fakirliğidir.

Biz saf vejeteryanlığı (veganlık) önermiyen hekimlerle aynı yaklaşımı benimsiyoruz. Çünkü, hayvansal gıdalar almayan insanlarda, B12 vitamini, taurin, Omega-3, karnitin ve koenzin Q-10 gibi önemli besin unsurları eksikliği oluşabileceği için bunların (haplarla?) takviyesi şart..

Yumurta ve süt ürünleri yiyen “LAKTOOVOVEJETERYANLAR”, yedikleri süt ürünleri ve gıdaların “organik” olmalarına dikkat etmelidirler. Ayrıca “unlu ve şekerli” gıdaları da tüketmemelidirler.

Katkı maddelerinden dolayı “salam-sosis” gibi sanayi tipi et yenilmemelidir. Bununla beraber, “İŞLENMEMİŞ SUCUK, PASTIRMA VE KAVURMA” yenilebilir. Ancak geleneksel usullerle yapılmış olmalıdır.

Omega-3/ Omega-6 oranınızı artırmak için Omega-3 açısından zengin “BALIK”  yerken özellikle “YAVRU (KÜÇÜK) VE YÜZEY BALIKLARI” tercih edilmelidir. Çünkü bu balıkların, “AĞIR METAL ZEHİRLENMESİ” açısından riski çok düşüktür. Çiftlik balıkları tercih edilmemelidir. Midye, istridye gibi “sindirim organları ile birlikte pişirilen-hazırlanan ”  deniz gıdalarını kesinlikle yememelisiniz.

Ayrıca, paketlenmiş-fabrikasyon- gıdalardan (market ürünleri) sakınmak da son derece önemlidir.

Zeytinyağı dışındaki “sıvı yağları” ve “margarin” kullanmamalısınız. Doymuş yağları (tereyağı) tercih etmelisiniz.

Toplam diyetin en az yarısını “ÇİĞ” yiyeceklerden oluşturmalısınız.

Ekmek yerine Fındık, fıstık, ceviz, badem yemelisiniz.

Patates, elma brokoli ile yapılan bir araştırmada, en titiz yıkama usulleriyle bile pestisitlerin %93’ünün TEMİZLENEMEDİĞİ görülmüştür. Özellikle PESTİSİTLERİ AZ TUTAN, KARNABAHAR, BROKOLİ, BRÜKSEL LAHANASI MUZ, ANANAS, AVOKADO, TAZE SOĞAN, SOĞAN, ÜZÜM, ERİK, KARPUZ, mevsimine göre daha çok tercih edilmelidir.

Kefir, yoğurt, turşu, nar eşlisi ve boza gibi “PROBİYOTİKLERDEN”(=FAYDALI MİKROPLAR) ZENGİN gıdaları almalısınız.
Yeteri kadar güneşlenin ya da kan düzeylerini 40-120 ng/ml tutacak kadar D vitamini alın

Günde ortalama en az 2-2,5 litre su içmelisiniz.

Etiketler : , , , , ,

Bahçeci Blog

IVF'e Hazırlık ve Sağlık Danışmanlığı ile ilgili yazılar

Tüm IVF'e Hazırlık ve Sağlık Danışmanlığı Yazıları »

Yandex.Metrica