Endometriozis: Bir Bağışıklık Sistemi Hastalığı | Bahçeci Sağlık Grubu

Endometriozis: Bir Bağışıklık Sistemi Hastalığı

Endometrium (rahim içi zarı), normalde sadece rahim içini döşer ve hormonların dengeli çalışması ile her ay kendisini yeniler. Modern çağın hastalığı diyebileceğimiz ‘Endometriozis’de ise bu doku, sıklıkla yumurtalıklarda, tüplerde, rahimi tutan bağlarda, arkasındaki çukurda, karın duvarını örten zarda (periton), karın içi organları ve bazen idrar kesesinde yerleşerek gelişmeye devam eder. Yerleştiği yerlerde oluşturduğu “tıkanıklıklar” ve “yapışıklıklar” ve dokudan salgılanan moleküller ağrı da yapar.

En sık şikayet olan ‘şiddetli adet ağrısı’na ek olarak, idrar yaparken ve dışkılama sırasında da ağrı görülebilir. Adet sırasında ağrılı barsak hareketleri, sırtın alt tarafına vuran ağrı, adet sırasında ishal veya kabızlık ve diğer barsak rahatsızlıkları olabilir. Bağırsak ve vajina arasında yerleştiğinde ise ağrılı cinsel ilişkiye yol açabilir.

Endometriozis, sadece yumurtalık hasarı değil, tüplerin hareketlerini bozarak ya da rahim içindeki kendi orjini olan dokunun faaliyetlerini olumsuz etkileyerek infertiliteye neden olabilir.

Sebebi ve oluşum mekanizmaları tam olarak anlaşılamamıştır. Günümüzde Endometriozis, artık “Bir İmmünolojik(Bağışıklık Sistemi) Hastalık” olarak kabul edilmektedir. Çünkü bu hastalarda, özellikle uterusun (rahimin) bozulmuş ve dengesiz immün (bağışıklık sistemi) cevabı tesbit edilmiştir. Ayrıca uterusta, peritonda ve kanda antikorların varlığı ve “otoimmün” dediğimiz bağışıklık sisteminin kendi doku ve hücrelerine yönelik “saldırgan antikorları” sebebiyle oluşan “Hashimoto tiroiditi” gibi hastalıkların mevcudiyeti, “Bağışıklık Sistemi ve İnflamasyon”un rolünü kanıtlamaktadır.

Bağışıklık sisteminin rolü üzerindeki yeni araştırmalar, “Endometriozis”li hastalarda, endometriumda ve karın içi zarında (periton) -Akyuvarlar içinde yer alan-Doku makrofajları-Dendritik hücrelerin artışını göstermiştir. Son yıllarda ise TNF-alfa, IL6-IL8 gibi sitokinlerin ve Yardımcı T Hücre (Th1) grubunun baskın olduğu gösterilmiştir. Uterusun bozulmuş ve dengesiz immün cevabı nı destekleyen diğer çalışmalarda, Endometriumda sekretuar fazda,

  • Makrofajların yetersiz fagozitoz (mikroorganizmaları içine alıp öldürme)
  • Doku makrofajları ve Natural Killer(NK)’lara bağlı “immünsüpresyon=bağışıklık cevabının baskılanması”
  • Mast hücre (allerjik cevabta ön plandaki hücreler)aktivasyonu azalması tesbit edilmiştir.

Ayrıca, Uterusun “Lenf Nodülleri”nde normalin çok üstünde “Akyuvarlar= Lefosit, Makrofaj ve Dendritik hücre” bulunmuştur. Bu artmış “immün hücrelerden salgılanan” mediatörlerin ise, özellikle mast hücre aktivasyonunun “sinir hücrelerinde” duyarlık yaparak “ağrı” dan sorumlu olduğu anlaşılmıştır.

“Geleneksel Çin Akupunkturu ve kulak akupunkturu ”Antienflamatuar etkinliğinin de katkısıyla gerek ağrı kontrolü gerekse immün (Bağışıklık Sistemi) cevabın regülasyonu ve dengelenmesini (=İmmünmodülasyon) sağlamaktadır.

Bilinen Risk Faktörleri

Belirli cerrahi girişimler (laparotomi skarları, histeroskopi, epizyotomi, sezeryan, servikal biopsiler vb). Bu cerrahi operasyonların etkileri, jinekologlar tarafından (survival of shed menstrual fragments=retrograd menstrüasyon teorisi) açısından değerlendirilerek önemsenmektedir.

(Biz ise, “nöral terapide bozucu alan” açısından ele alarak tedavi stratejimizi oluşturuyoruz. Bozucu alan ya da odaklar, nöral tedavide belki de en temel, etkili ve kalıcı sonucu elde etmemizi sağlar. Bazen de tedavinin başarısız olmasının asıl sebebidir. Bozucu alan, geçirmiş olduğumuz herhangi bir rahatsızlık veya cerahi girişim sonucu biyolojik iyileşmenin tam olmadığı ve vücudumuzda biriken atık-toksik- maddelerin oluşturduğu bir bölgedir. Bozucu alan, sürekli bir irritasyon (olumsuz uyarı) merkezi olarak çalışır. Bozucu alana ek bir uyarı, rahatsızlık ya da stres eklenmezse, uzun süre bozucu alan sadece regülasyon=dengeleme mekanizmasında inişli çıkışlı bir fonksiyon bozukluğuna sebep olur. Eğer ek bir stres, uyarıların artması ya da psikososyal yük veya cerrahi girişimler vs devreye girerse, artık hastalık kaçınılmaz olur.)

Rahim içi araç (IUD), Doğum kontrol hapları (Oral kontraseptifler), Tampon kullanımı,

Migren (vakaların %30’unda), Sağlık çalışanları, kimyasal ve organik solventlere maruz kalma ve DİOXİN gibi..

Son yıllarda yapılan araştırmalar dioxin ve PCB’ler gibi vücut içerisinde hormon gibi davranan ve bağışıklık sistemi cevabını bozan ve hasara uğratan çevresel toksinlerin (pestisitler; tarım ilaçları) endometriozise yol açtığını göstermiştir.

Özellikle DİOXİN’in, endometrium’da enflamasyon yaptığı, plasentadan embriyo ve fetusa geçtiği ve anne sütündende geçerek yenidoğana zarar verdiği anlaşılmıştır.

Tedavi Yaklaşımları:

En sık kullanılan doğum kontrol hapları gibi ilaç tedavileri, kısa süreli çözümler sağlarken cerrahi tedavilerle bile 5 yıl içinde % 40-50 nüks riski olduğunu biliyoruz. Yani günümüz modern tıbbı, aslında “ihtiyaca yönelik” bir tedavi metodu sunamamaktadır.

Bu açıdan biz, Sağlıklı Yaşam Destek programlarımız çerçevesinde “akupunktur, nöral terapi gibi tamamlayıcı tıp yaklaşımları” ile özellikle stresi azaltıp, “Bağışıklık ve sinir sistemi” üzerindeki etkileriyle immün (Bağışıklık Sistemi) cevabın regülasyonu ve dengelenmesini (=İmmünmodülasyon) sağlıyoruz.

Ayrıca “ immün sistemi güçlendirip dengeleyerek” , kişiye özel doğru ve dengeli beslenme, egzersiz yöntemleri gibi destekleyici tedavilerle yaşam kalitesini artırıyor ve yüz güldürücü sonuçlar alıyoruz.

Etiketler : ,

Bahçeci Blog

IVF'e Hazırlık ve Sağlık Danışmanlığı ile ilgili yazılar

Tüm IVF'e Hazırlık ve Sağlık Danışmanlığı Yazıları »


Yandex.Metrica